Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?
Kısır döngünün arkasında şanssızlık yok. Bilinçaltının yıllar önce yazdığı ve hâlâ sadakatle çalıştırdığı bir kod var. O kodu nasıl fark edersin?
Önce kötü haber: tesadüf değil
Yeni bir iş buldun, yeni bir ilişkiye başladın, belki şehir bile değiştirdin. İlk haftalar her şey farklı görünüyor. Sonra bir yerde o tanıdık his geri geliyor ve hikâye yine aynı noktadan kırılıyor.
Bunu yaşayan çok insan var ve neredeyse hepsi aynı cümleyi kuruyor: "Benim şansım böyle."
Dokuz yılda 200'ün üzerinde seans yaptım ve size şunu net söyleyebilirim: bu bir şans meselesi değil. Tekrar eden her hikâyenin altında, o hikâyeyi ayakta tutan bir kayıt var.
Bilinçaltı bir kural defteridir
Bilinçaltı, hayatına dair kuralları tutan bir defter gibi çalışır. Bu deftere en çok yazı yazılan dönem, doğumdan yaklaşık yedi yaşına kadar olan zamandır. O yaşlarda beyin çoğunlukla theta dalgasındadır — yani sorgulamadan kaydeden bir bantta.
O dönemde duyduğun cümleler bir görüş değil, doğrudan bir işletim kuralı olarak yerleşir:
- "Para zor kazanılır."
- "Sen zaten beceremezsin."
- "Sevilmek için uslu olmak lazım."
- "Bu ailede kimse mutlu olamadı."
- "Fazla sevinme, arkası gelir."
Bugün bunlara inanmıyor olabilirsin. Bilinçli zihnin bu cümlelerin saçma olduğunu biliyor. Ama kural defteri bilinçli zihinde değil — ve defter hâlâ açık.
Kod, seni korumak için yazılmıştı
Burada çok önemli bir şey var: bu kayıtların hiçbiri sana zarar vermek için yazılmadı. Hepsi bir zamanlar işe yaradığı için orada.
Sürekli reddedilen bir çocuk, "fazla isteme" kuralını yazar; çünkü istemeyince daha az acı çeker. Sürekli eleştirilen bir çocuk, "görünme" kuralını yazar; çünkü görünmeyince daha az eleştiri alır.
Kimse bozuk değil. Sadece bir yerde, bir zamanda, kendini korumak için yazdığı bir kodu hâlâ çalıştırıyor.
Sorun kuralın yanlış olması değil. Sorun, o kuralın artık geçerli olmadığı bir hayatta hâlâ çalışıyor olması. Otuz beş yaşındaki sen, beş yaşındaki senin yazdığı yazılımla yaşıyor.
Kendi kodunu nasıl fark edersin?
Terapiste gitmeden önce kendi başına yapabileceğin basit bir alıştırma var. Şu üç adımı sırayla uygula:
- Tekrarı yaz. Son on yılda benzer şekilde biten üç durumu, üç ayrı satıra yaz. İnsanları değil, olayın seyrini yaz.
- Ortak duyguyu bul. Bu üç durumun sonunda hissettiğin şey aynı mıydı? Terk edilmişlik, yetersizlik, haksızlığa uğramışlık, tuzağa düşmüşlük — hangisi?
- Cümleyi tamamla. "Demek ki ben …" diye başlayan cümleyi düşünmeden bitir. İlk gelen cevap genelde doğru olandır.
Bu alıştırmada çıkan cümle, aradığın kodun ya kendisi ya da çok yakınıdır. Fark etmek tek başına dönüştürmez ama görünür olmayan bir şey değiştirilemez.
Alıştırma zor geldiyse
Bu normal. Bilinçaltı, kendini koruyan kayıtları kolay göstermez. Seansta yaptığımız işin büyük kısmı zaten bu: doğru soruyu sorup, savunmanın arkasındaki cümleyi bulmak.
Fark etmek yetiyor mu?
Kısmen. Bazı kalıplar sadece görünür olduklarında gücünü kaybeder. Ama çoğu kayıt, bilinçli farkındalıkla silinmez — çünkü bilinçli zihinde değildir.
Bu yüzden seansta bilinçaltının açık olduğu bant üzerinden çalışıyoruz. ThetaHealing ile kaydın kaynağına iniyoruz, NLP ile o kaydın ürettiği davranışı yeniden kuruyoruz.
Değişimin işareti şu olur: aynı durum tekrar geldiğinde eski tepkiyi vermediğini fark edersin. Sarsıcıdır, çünkü ilk defa seçim yaptığını hissedersin.
Dokuz yıldır bilinçaltı dönüşümü alanında çalışıyor. ThetaHealing®, NLP, JAAS ve kuantum koçluğunu tek bir bütünlüklü yaklaşımda birleştiriyor. 200'den fazla birebir seans verdi.
Daha yakından tanı